Puno, sıva ve dış cephe boyasinin icadindan haberdar olmayan bir sehir. Tepeden bakildiginda bitmemis inşaat goruntusunde. Ama koloniyal mimari sagolsun sehrin merkezinde hala sevimli bir iki sokak kalmış. Ama burada önemli olan tugla sehir puno degil, dibindeki lake titicaca gölü. Kendisi dünyanin en yuksek gölü. Uzerinde de bi kac ada var pek methedilen. Fakat göl gezimizi bu taraftan degil yarin gececegimiz Bolivya tarafindan yapicaz.
Ee machu picchu ya noldu derseniz, hala avımızın etrafında dolaniyoruz ama henuz gitmiyoruz. Once bolivya copacabana, la paz, tuz Gölü salar de uyuni, sonra yine peruya donus ve bi terslik olmazsa machu picchu. Simdilik plan bu. Ama bu gezide hic birseyin planlandigi gibi gitmedigini dusunursek sadece ya nasip diyebiliyorum simdi. John Lennon demis ya, hayat, sen planlar yaparken başından gecenlerdir diye. Vallahi uygulamasi oldu bu gezi bu sözün. Yarin ola hayrola.
küçüklüğümden beri hep kendi yerimi açmak istemişimdir. belki bir kafe, bi pansiyon.. değişik insanlar tanımak, farklı hayatları bilmek öğrenmek, paylaşmak ve tüm bu renklerin içinde kendi rengimi bulmak..
8 Ocak 2014 Çarşamba
Puno
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder