Copacabana dan saat 8.30 da ayrilip hemen otelimizin önünden kalkan sehirlerarasi otobüsle 3.5 saatlik yolculugun sonunda la paz a, yani dunyanin en yuksek temsili baskentine geldik. Temsili diyorum cunku bolivyanin asıl baskenti Sucre'ymis. Nie böyle bisi yapmışlar bilmiyorum. Daha önce de dedigim gibi guney amerikada mantık aramiyoruz.
La paz dışarıdan facia, tugla bitmemis evler.. ama merkezi gayet renkli ve guzel. Burda heryer yokus. Bir suru dagin arasina kurulmuş bi sehir, dolayisiyla bi yerden bi yere illa bi yokuş cikiyosunuz. Bizim hostelin yokusuna kopekolduren yokusu ismini koydum. La pazda gordugum en dik yokus. Allahtan hemen alt sokaga kadar minibus var yoksa o yokusta kalirdim ben.
Bugun witces' market yani cadi pazarina ve sehir merkesine yuruduk. Cadi pazari cok ilginc, rahat bi 3-4 saat gecer. Kurutulmus hayvanlar, degisik muskalar, okunmuş tahta parcalari, degisik enerjili taşlar. . Her türlü derde deva var burda. Uyuni den dönüşte bi daha gidip bir iku cadi işi bisiler bakmayi düşünüyorum. Siparis alınır:)
Bolivya sehir merkezinde bir sürü afiş, bi suru sloganın var. Benim en sevdigim: "sin miedo hay libertad" yani " korkunun olmadığı yerde özgürlük vardir".
Bir de La Paz sokaklarinda yururken bol bol duyduğumuz bir koku var: sidik kokusu. Aslinda la paz da diil sadece. Guney amerikanin gezdigimiz her yerinde her sokakta duyduk bu kokuyu. Aksam işiyolar heralde diyoduk başlarda. Sonra en kalabalik caddede gündüz saati çocuğunun pantolonunu indirip hiç çekinmeden kaldirima ya da yola işeten bi suru anne görünce bu kültürde sokaga çişini yapmanin normal bisi oldugunu anladik.
La paz gerçekten renkli bi şehir. Insani da bize benziyo. Yardımcı, sevecen.
Bir kac buyuk otel var, radisson, ritz gibi. Mc donalds a izin verilmiyo diye duymuştuk ama burger king gördük. Çin restoranlari yine heryerde. Bolivyanin başkanı Evo Morales, bir cok ulkenin yapamadigini yapıp amerikaya baya bi kafa tutmus bi adam. Ayni zamanda yes Coca no cocain diyen de kendisi. Bir de ülkeye giriste sadece amerikan vatandaslarina uygulanan bir 135 dolarlik vergi var saniyorum o bu da onun işi. Dolayısıyla cok da kimliğini kaybetmemis bir kultur ve halk goruyorsunuz sokakta. Colombia da malesef bozuktu pek cok sey. Kapitalizmin arka bahcesiydi. Bakımsız çirkin ve çöp dolu. Modernizmin plastik çöpleri her yerdeydi. Hizla kulture giren bir tuketim çılgınlığinin sonu. Bolivya bunu en az hissettigim yer oldu gezdigim bu uc ülke arasında.
Yarin dakar rallisi bitiyo. Aksam 7 de la paz a 3 saat mesafedeki Oruro dan, Uyuni ye trenimiz var. Ilk defa bolivyada tren deniyicez. Guzel olduğunu soyluyolar konustugumuz diger gezenler. Yaklasik 8 saatlik yolu 47 bol e yani yaklasik 15 tl ye gidiyoruz kisi basi. Yemekli vagonu da varmis. Bizim eski trenler gibi olmasini umuyorum. Bakalim gorucez.
küçüklüğümden beri hep kendi yerimi açmak istemişimdir. belki bir kafe, bi pansiyon.. değişik insanlar tanımak, farklı hayatları bilmek öğrenmek, paylaşmak ve tüm bu renklerin içinde kendi rengimi bulmak..
14 Ocak 2014 Salı
La paz
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder