8 Ocak 2014 Çarşamba

Arequipa

Burasi karisik bir koloniyel sehir. Eski sehir denen yerde koloniyal mimariyi korumuslar pek de guzel olmus, guatemala antigua yi animsatiyor. Ama antigua dan 10 kat daha kalabalik, bir de trafik derdi var tabi. Fakat buraya kadar hic bisi yemeyen biri bile arequipa da mutlaka yiyecek bisey bulur. Mc Donald's burger king starbucks ve kfc ozlemimizi burda bol bol giderdik. Ozellikle turk kahvesini deli gibi ozleyen ben, onu en çok animsatan sekerli bir espresso yu icmek icin bi kac kez starbucks in yolunu tuttum. Diyeceksiniz ki peruda baska kahveci mi yok, e biraz aliskanliklar ve ev ozlemi giriyor işin icine.
Arequipanin 2500 mt yuksekligine bir gunde alistim. Buradaki en populer olan Colca kanyonu turuna gitmeye hazir olduk böylece.  Kaldigimiz hostelin ayarladigi iki gun bir gecelik tura yazıldık. Kanyona aslinda bi cok trekking turu var ama ben popomu kaldırıp da gunde 5 saat yuruyemiyceemden midibuslu tur aldık Dogayi yesili ne ozlemisim .. yolda bir suru yeni canliyla tanıştım. Picunya, alpaka, lama.. yine kanyon yolunda hayatimda çıktığım en yuksek irtifaya ulastim 4500 kusur metre. O en yuksek tepeden sonra kanyonun bas sehri Chivay in 3500 metre yuksekligi hic koymadi doğrusu.  chivayda aksamustu termal havuzlara gittik vadinin tam ortasinda, aksam da muzikli bi yemek organize edilmis ona katıldık.  Normalde bu kadar turist gibi davranmazdim resmen tum ekstralari aldik turk gecesi hamam vs vs misali, ama surekli aramak ve arastirmak zorunda olduumuzdan bu ahmak turistlik bana cok iyi geldi. Iki öğlen acik büfede yedik. Bu perulularin turklerle kesin bi akrabaligi var. Bu kadar mi benzer yemekler. Tabi ki de bizdeki çeşit yok ama tatlar çok yakin. Acik bufelerin birinde tabagimi tika basa doldururken garsonun birinin elinde domates dolmasi gordugumu sandım.  Kac gündür de yollarda abuk subuk yerlerde kokusunu aliyorum. Bi daha baktim dikkatlice, vallaha o! ! Yani işte bildigin tombul domates, sapkasindan içinde et ve sogan gorunuyo . Tam alicam bi baktım pirinc yok icinde. Tercih etmedim. Saka yapiyorum tabi ki 4 tanesini tabagima panik ve heyecan duygulari esliginde koyup masaya oturduğum gibi birini nerdeyse butun halde agzima tiktim. Iki saniye surmedi bu dolmanin bizim dolma olmadığini anlamam. Oyle bir aci ki , kulaklarımdan buhar çıkmış olmali. Masadaki diger insanlar hemen bana ekmek kola vs yetiştirdiler de kendime geldim.
Bir suru resim cektim bu vadide, ama foto makinesiyle. Onları pc ye atip intnete koymam yillar alabilir. O yuzden kanyonu biraz tarif ediyim.
Dunyanin en derin kanyonu. 4000 kusur metre derinlikte. Her yaninda volkanik daglar var muhtesem heybetli duruyorlar ustlerinde bulutlar ve sisle. Taa en asagida gurul gurul bi nehir, ve yemyesil teraslanmis tarim alanlari. Bir de Condor gozlem noktası var kanyonda. Ikinci gunun sabahi amacimiz Condor gormek. Gidene kadar neden bahsettiklerini anlamiyodum ki rehberimiz nu mevsimde Condor görecegimizi sanmiyorum resmini gosteriyim deyince anladim Condor un Akbaba oldugunu. Biz vadide akbaba gozlem noktasına umitsizce yururken , (bu arada neden umitsizce cunku hava soguk ve yagmurlu ve akbabalar yukselen sicak hava dalgasinda kayarlarmis ve de bu vadide malesef toplamda 150 tane kalmis) birden bir kucuk mucize oluyor. Yagmur duruyor, sis dagiliyor ve aninda hava ısınıyor.  Ve bir anda teker teker 2 metrelik akbabalar suzulmeye basliyor vadide. Bi kaçı bize cok yaklasiyor. Bence yiyecek umuduyla yokluyolar ama kimilerine gore poz veriolar. O sabah en az 5-6 akbaba görüyorum.  Bunu da ilk defa gordugum canlilar listesine ekliyim.
Arequipa da iki gece daha kaldiktan sonra gündüz otobusuyle 6 saatlik bir yolculuk sonunda su an puno dayiz. 

Hiç yorum yok: