Evet biliyorum su an trenden inmis uyuninin harika göl manzaralari hakkinda yazi yaziyor olmam gerekiyodu. Ama iste yine biz planlar yaparken hayat kis kis gulerek kendi bildiği seklini okudu. Oruro, kitaplarda cok cirkin olarak bahsedildiginden, burada konaklama yapmadan, la paz dan 3.5 saatlik bir otobus yolculugun ardindan oruro dan direk trene binecektik. Saat 19:00 trenine biletimizi la pazdan aldık. Oruro - uyuni arasi asfalt yol olmadigindan en uygun ve rahat yolculuk trenle yapiliyormus. Ben dünden razıyım zaten trene binmeye. Yemekli vagon resmini de gördüm allaaa kim tutar beni.
La paz da sabah epey bi oyalandik oruro da cok beklemeyelim diye. Yol 3.5 saat. Tum kitaplarda yazan bu. 2 de la paz dan binsek otobuse, 5.30 da oruro dayiz, 7 de de trene biniyoruz saat 02.20 de uyuniye variyoruz otelimizi de ayirttik hersey süper.
La paz da kaldigimiz otelden ayrilirken ev sahibimiz la paz oruro arasi 4 saat surer diyor. Adam normalde hic bisiyden anlamadigindan, kale almiyoruz. Sonra bindigimiz taksiye soruyor taner. Oruro la paz arasi yol calismasi varmis, en az 4.5 saat surer diyor adam. Tanerle goz goze geliyoruz konusmasak da gozlerimiz eyvaaah diyor. Vakit yok. Tren kaçacak. Otogar da bir daha soralım belki yanlis biliyordur bu adam. Otogara geliyoruz saat 13.30. Biz kapidan girerken bir otobus de çıkıyor. Bir suru oruro levhasindan birine yaklaşıyoruz. Adama soruyoruz 19 da trenimiz var yetişir miyiz , pis herif gayet yavsak yavsak tranquiloo ttanquiloo ( sakin ol), 4 saat surer bu yol diyor ve bileti satiyor bize. Yine de icimizi kemiriyo endise. Otobusun kalkmasini beklerken bi kadin bizi duyuyor ve yanimiza geliyor. Bu yol 5 saatten az surmez diyor. Bir de kaptana soralım. O da eliyle 5 parmak yapiyor. Imkani yok yetisemeyecegiz trene. Ve sonrasında otele. Eyvahlar olsun ! Baska yolu yokmu oruro ya gitmenin diyorum. Yukarı cikarsaniz surubiler yani minibusler var diyor cok daha hizli. Onlara binerseniz kesin yetisirsiniz. Muavin de kafa salliyor. Yukarı nasi cikicaz? Bu otobusle. Peki bare o kadar para verdik bi ise yarasin bu otobüs . 14:05 te kalkiyor otobus. La paz vadisinden dagin tepesindeki kasabaya tirmaniyoruz. Acaba geri mi donsek? Ama tren bileti, otel.. yetisirsiniz diyo zaten herkes. Yukari kasabaya ciktigimizda sakir sakir yagmur yağıyor. Kadin bizimle inip minibuslere kadar yuruyor. Minibuscu 3 saat diyor oruro ya. Saat su an 14.30. Rahat rahat yetişiyoruz. Kadina sarılıp bi opucuk konduruyorum yanağına. Vedalasip ayriliyoruz. Minibuste bizden baska iki kadin var önümüzde. Iki de adam geliyor. Bir kisi eksik, kalkamiyoruz bir turlu. Taner kaptana gidip eksik kisinin parasini vereceğimizi soylediginde adam hemen atliyo bu teklife ve yola cikiyoruz. Bi ara durup benzin aliyoruz ve yola devam. Birkac dakika sonra asfalt yol bitiyor ve o meshur yol calismasi basliyor. Heryer toz toprak heryer.kamyon minibus otobus.. hayatımda böyle salla pati bi yol calismasi görmedim. Yolda serit kalmiyor. Sagimizdan gecen, solumuzdan geçen, tam bir karmasa. Indigimiz otobus de önümüzde ustelik. Nasi olucak da biz onu gecicez de bu trene yetisicez. Biz tanerle en arkadayiz. Surekli fren, surekli korna. Su yolculuk bi bitse de kendimizi cuf cuf a atsak.
Ben bu dusuncelere dalmis etrafa bakinirken kaptandan uzun bi korna duyuluyor, sonra insanlardan ciglik sesleri. Nooluyo diye bakıyorum bize dogru deli gibi gelen bi jip. Yok ya kurtaririz. Ben hic kaza yapmadim böyle. Bi sekilde kurtaririz. Yaklasiyor, kurtaramiyicaz .. gözlerimi kapiyorum. Korkunc bi ses. Korkunc bi sarsinti. Nolur bisey olmasin.. bir iki saniye sonra gözlerimi araliyorum taner cekistiriyor beni cabuk disari diye. Bakıyorum bisi yok iyiyiz. Panikle cantami kapip disari atiyorum kendimi. Aracin benzin deposu onde. Tum yola yayilmis benzin. Taner beni alip trafigin icinden yolun karsisina geciriyor. Önümüzdeki kadinlardan birinin kaşı acilmis. Tanerde bisey yok. Benim sag tarafim aciyo. Yanagim cenem kolum ve bacagim. Allahim burdan nasil cikicaz?? Araca bakiyorum ön gidik. Bu araçla hic bi yere gidemeyiz. Bi adam geliyor yanimiza. Oruro ya gidiyorum sizi 20 bol e gotureyim diyor. Taner soruo naapmak istersin dönelim mi la paz a bi hastaneye gidelim. Onemli birseyim yok hissediyorum. Ne kadar surer diyorum burdan oruro, 7 de trenimiz var. 6 da variriz diyor. Gidelim o zaman diyorum. Taner kaza yapan aracın oraya gidiyor iki kadınla. Sirketten birileri paramizi geri vermis.
Yeni araca atliyoruz. Biz yine en arkada, iki kadin ve diger iki adam, kaptan karisi ve iki çocugu yola cikiyoruz. Bizim yuzumuzden mi oldu bu? Kadin kaptana bizim trene yetisecegimizi söyledi. O yuzden mi deli gibi gitti adam? O eksik kisinin parasini odemeseydik daha gec cikacaktik belki de olmayacakti bisey.. aklimda binlerce dusunce.. yarin annemin dogum gunu. Bir sey olsaydı yarin alirdi haberi. Allahim sana şükürler olsun hic bir şeyimiz yok. Karma.. nerden geldi basimiza bu kaza? Naaptik ki? Birden hatırlıyorum. . Sene 2001 acentayi yeni acmisiz. Bir adamin marmaris arac kira rezervasyonunu unutuyorum ve adam benim yüzümden taksi tutmak zorunda kaliyor ve yolda kaza yapiyor. Hic birinde bisey yok ama bu onun bedeli olmalı evet. Annemlerin antalya yolunda yaptığı kaza geliyo aklima. Nasil atlattilar o sendromu? Evet bir gun herkes ölecek. Ama acisiz bir yolu yok mudur bunun?
Sacma sapan dusunceler esliginde yola devam ediyoruz. Yol calismalari heryerde devam. Ben hayatımda bu kadar b*ktan bir yol ve trafik görmedim. Saat 17. Tren 2 saat sonra. Elim bacagima gidiyor bi ara. Ceviz gibi sismis. Aman cok sukur. Omzum aciyor . Ona da sukur. Saat 18.00. Hala oruro görünmüyor. Bu nasil bir strestir böyle ya! Treni kacirirsak nerde kalicaz? saat 18.43 te kasabaya giriyoruz. Burasi da tam bir kaos. Yol diye bisi yok her tarafta uc bes sira park etmis arabalar, tezgahlar, insanlar ve korkunç bi trafik. Tren istasyonu kasabanin en sonundaymis. Saat 18.53 kaptan duruyo bi yerde ve burdan taksiye binin diyo. Olmaz diyorum 10 dakka sonra tren kalkacak sen bize 6 da variriz dedin istasyona gotur bizi. Atliyoruz tekrar araca, ordan gir burdan cik derken demir yolunun yanindan trafik el verdigince ilerlemeye çalışıyoruz. Saat 19.00. Bizim adam birilerine soruyor istasyonu. Hemen arka sokaktaymis girisi. Sapiyoruz o yola. Iki üç dakka sonra istasyon kapisindayiz. Atlayip kosuyoruz. Tren var platformda diyor taner. Bi son ümit yaklasiyoruz ki bizim tren gitmis. Bu tren sadece iki vagonlu bisi. Gorevli diyor ki, bu treni diger kasabada yakalarsiniz. Tren iki bucuk saatte varacak. Siz burdan bi taksi tutun terminale gidin ordan sirubilere binin bir buçuk saatte gidersiniz. Artik ne kafasiysa bizimki, gerçekten de taksiye atlayip terminale variyoruz. O trene binilecek ! Tam minibüslere yaklasirlen yukardan bir isaretle kendimize geliyor ve manyak miyiz biz diyoruz. Saat olmus 20:00. Sakir sakir yagmur. Treni yakalayabilecegimiz garanti degil. Oram buram agriyo zaten. Hemen terminal yakininda bir otel bulup zamani durduruyoruz. Günün sonunda kontrol bizde yine. Firtina gibi gecen bir gunun ardindan uzanmak ve hiç bi yere yetismek zorunda olmamak ne guzel..
Ertesi gün: dun aksam kaldigimiz kabus otelden cikip hotel houston a yerlestik. Çok guzel temiz, banyosu var, dışarda sakir sakir yagmur yağıyor odamizda isiticimiz ve internetimiz ve tvmiz var. Yarin guzduz trenine uyuniye biletlerimizi de aldik. Keyfimiz yerinde.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder