Meksika gezdiğim latin ülkeleri arasında ( Guatemala, Nicaragua, El Salvador, Peru, Colombia, Bolivya ve azıcık da Honduras) en rahatı en konforlusu. Aşk değil de sevgi gibi. Tutku değil huzur gibi. Hisler coşmuyor belki, ama herşey tıkırında.
Oysa mesela Guatemala, tam bir vahşi güzellik. Ya çenen düşüyo ya ödün kopuyo. Ya gülüyosun ya ağlıyosun. Müthiş bi macera. Meksika ise arkasına yaslanmış, almış birasını eline verandasında takılıyo.
Güzel sahiller, protein yüklü yemekler, ucuz içki, yakan güneş, huzur.. Hepsi burada Meksikada.
İlk defa gelecek olanlara, kesinlikle ama kesinlikle Mexico city den başlamalarını öneririm. Bir çok insan aman sakın ha diyecek. Büyük şehir ne işin var diyecek. Tehlikeli diyecek. Hiç umursamayın. Bizim uçaklarda pilot başlar hanımefendiler beyefendiler diye de, hep gülerim kimler onlar neredeler.. İşte onlar Meksikadalar. Meksika şehri İstanbul'un 1950-60 ları. İnsanlar bozulmamış, eğitim seviyesi yüksek, zerafet görgü ve kibarlık üst seviyelerde ve sadece eğitimle gelen bir lüks kültür değil. Metroda ayağına bastığım yazık görünümlü amca benden özür diledi. Yolda o "beyefendiler" kaldırım darsa hemen durup yan dönüp geçmeni bekliyor. Bunu artık benim ülkemde görmek mümkün değil. Meksikanın diğer yerlerinde de görmüyorsunuz.
Meksika şehrinin diğer bir sevdiğim yanı, şehrin kenar mahalleleri hariç bir çok yerinde hem zengini hem fakiri aynı mekanda aynı caddede parkta görebiliyo olmanız. Parklarında internet ücretsiz. Müzelerin çoğu ücretsiz. Hemen her yerinde bisiklet yolları.
Şehirde yürürken tek turist siz olacaksınız, olsun daha güzel. Turistlerin getirdiği paralarla gözü dönmüş ve yozlaşmış bi halk yok. kimse bize kazık atmaya çalışmadı. İnsanlar inanılmaz alçak gönüllü ve yardımcı. bir tarafında eski şehir, koloniyel binalar, Diego nun resimleri, müzeler; diğer yanda kocaman parklar, göletler, lüks restoranlar, sokak büfeleri, alışveriş merkezleri ve kafeler. Meksikada ikinci kere gelip gezdiğim şehirler ve kasabalar arasında en Meksikalısı, Ciudad de Mexico yani Meksika şehri oldu.
Yucatana gelirsek, sevgili Mayaların yarımadası ve malesef Amerikalıların ucuz tatil cenneti. Burada hala kültürel kıyafetlerle gezen ve Maya dillerinden birini konuşan çok insan var. Fakat inanılmaz turistik. En turistik Cancun. Kalmaya bile gerek yok. Amerikalılar işgal etmiş. En güzeli havaalanından iner inmez ADO ya binip Playa del Carmene veya içlere girmek istiyorsanız ve 5 saat koymaz bana diyosanız Meridaya gitmek.
Playa del Carmen de feci turistik ama daha kompakt. Alışveriş yemek deniz hepsi iki sokakta toplanmış. Oradan da collectivo veya otobüsle Tulum a gitmek en güzeli bence.
Yucatan sahili bizdeki esnafların Meksikalı versiyonlarıyla dolu. Fiyat sorduğunda üstüne başına bakıp da cevap verenlerden. Sürekli müşteriye laf atanlardan. Turiste doymuş herkes. Sokakta adım atacak yer yok. Hemen karşıda, her gün en az bir geminin 3-5 bin turistle ziyaret ettiği Cozumel adası. Bu bölge sanki Kuşadası'nın 80leri.
Meksika bitmedi benim için.. Daha bakır madenleriyle ünlü Copper canyon tren gezisi, Baja Californiası ve yemek cenneti Oxaca'sı var listemde. Sağlığım imkanım olursa onlar da seneye..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder