31 Aralık 2013 Salı

2014 e girerken

5 saat sonra ailen sevdiklerim dostlarim karsilayacaklar yilbasini. Onlardan 7 saat sonra da biz. Meksika dalgası olacak dünyada. En dogudan baslayip en batiya kadar, bir cok insan güzellikler isteyecek hayattan. Yeni bir yil yeni umitler getirecek. Simdiye kadar olmayan hersey yeni yildan beklenecek. Umut insanligin antidepresani. Bu yuzden yok mu zaten noeller yeni yillar. Sanki o gun dunyaya sihirli bir degnek dokunacak ve hersey degisecek. Ama boyle diil isin asli. Her gun her an her saniye degisen ve degistiren bizleriz. Gecmis ya da gelecek yok. Su an var. Her an bir yilbasi. Her an bir doğum gunu. Nasil bir dunya istiyorsak oyle davranalim su an. Nasil bir hayat istiyorsak su an o olalim. Bir dakika oturup kendimize izin verelim gelecek için endiselenmemek veya umutlanmamak için.  Cunku onun adi gelecek olsa da, o hic gelmeyecek. Ya da aslinda biz gecen senelerimizin gelecegindeyiz. Umut sahte.  Gerceklige tutunalim. Su ani sevgiyle yasayalim. Mutlu an lar herkese. 

30 Aralık 2013 Pazartesi

Buggy ride ve sandsurfing

Ica ya gelip otelimize yerlestik. Yilbasi zamani oldugu icin yer bulmak ve bi de butcemize uydurmak cok zor. herkesin heyecanla hazirlandigi 31 aralik gecesi bizim gibi 3.5 ay sevdiklerimizden uzak gezecek olan bizler icin " bi atlatsak da rahatlasak" oldu.
Ica aslında pek bi cazibesi olmayan 350 bin kisilik bi sehircik. Asil buraya insan ceken ise hemen 5 dakka uzakliktaki huacachina. Gozumle gormesem boyle bi yeri hayal bile edemezdim. Otelden taksiye bindik 5 sol e anlaştık.  Sehircikde ilerliyoken bi anda kendimizi çöl de bulduk. Evet çöl.  Biri kocaman daglari ufalamis un ufak etmis. Kocaman kum daglari ortasinda minik bir göl. Vaha işte. Taksici bizi bi acentaya birakti, kisi basi 45 sol e buggy dune denen araclarla kum tepelerinde gezicekmisiz isteyen de sandsurf yapabilecekmis. Ne oldugunu tam anlayamadigimdan hic dusunmeden ok dedim. Sanirim ne oldugunu bana soyleseler asla denemezdim. Ve itiraf ediyorum iyi ki bilmeden ok demisim.
Her tarafi çelik kafesli 8 kisilik bi arac geldi.  Ben arkalara filan otururuz derken ben bakana kadar arkalar doldu ve biz en one sofor yanına gectik. Emniyet kemerleri kolye gibi takilip bacak arasindan kitlenince hafif killanmaya basladiysam da artık cok gecti. Bu hantal gorunen arac bi anda canavara donusup kum tepelerine cikmaya başladı.  Ilk 15 dakikanin nasil gectigini anlatamam. Roller coasterdan bi farki yok. 15 dakka sonunda durup fotograf molasi verildiğinde ellerim o kadar titriyodu ki telefonu acamadim. Sonra devam ettik. Arac kum tepelerine tirmaniyor, sonra dimdik bi sekilde son hizla tepeden asagi iniyor herkes ciglik cigliga. Şimdi dusunuyorum da resmen bagimlilik yapar bu, muthis bi zevk.
Baya dik bi tepede durduk. Kaptan aracin arkasından sandboardlari çıkardi. Herkes teker teker kendini tepeden asagi birakti. Yapamam dedim ben. Sonra bi baktim bi ben bi de bi teyze kaldik. Tamam dedim adama, ver bana da bi board. Kendimi biraktim tepeden. O kadar da korkutucu degilmis. Yana actigin bacaklarinla yavaslatabiliyorsun kendini. Birkac kere daha kaydiktan sonra canavarimizla bir sure daha cigliklar eşliğinde deli gibi kum tepelerine inip ciktiktan sonra turu bitirdik.  Su an dayak yemis gibiyim. Kum cigniyorum ara ara. Ama bunlar hic bisi degil bu heyecanin yanında.  Bu adrenalin bagimliligini duymustum. Boyle oluyomus demek. Bir daha deneyesim var :)

Paracas

Machu picchu yolunda, cusco ya direk ucmak istemedik limadan. Cusco 3000 kusur metredeymis ve ucakla gidildiginde bir iki gun yukseklik hastaligi cekilebiliyormus. Bas agrisi kalp çarpıntisi mide bulantisi vs. Ucak icin gec de kalmisiz zaten. Biz de lima - ica - nazca yapip oradan ya otobusle direk yukari cuscoya cikalim ya da nazca- arequipa - puno - cusco yapalim dedik. Nazca dan sonrasi henuz belirsiz.
Ayin 28 inde lima dan Cruz del Sur ile 3.5 saatlik konforlu bi yolculugun sonunda paracas a vardik. Konforlu derken abartmiyorum. Bazi otobus sirketleri bizim ucaklar gibi.  Koltuk arkasi ekranlari, sicak yemek,  yastik battaniye,  internet . 55 sol odedik bu yolculuğa. 
Yola cikarken Paracasla ilgili en ufak bi fikrimiz yoktu. Ben artik hep kendimi en kötüye hazirliyorum. Hostelworld den yerimizi ayirttik. Otobusle gectigimiz yollari anlatmam zor. Boyle yerleri genelde.afganistan diye gosteriyorlar tvde. Toz duman kuru toprak ve tek katli tugla evler. Olsun, lima da baya bi moral depoladim. Hem burayi satin almiyicaz ya.
Otobus bizi kel bi yol agzinda birakti, biraz yuruduk ve kasabaya geldik. Hostel yol ustunde tahtalarla birbirinden ayrılmış odalardan oluşuyor.  Odedigimiz para kisi basi 6 usd olunca pek de sikayet edemiyorum :) ama ne yalan soyliyim tertemiz oda. .
Bisiler almak için disari cikiyoruz. Hafiften aksam olmus. Sahile iniyoruz. Muhtesem bir gun batimi bizi karsiliyor. Kiyida yüzlerce balıkçı teknesi. Etrafta minik minik restoranlar, hem lokaller var hem yabancılar.  Resmen çölde vaha burasi. Riva ya benzettim. Cok samimi cok seker cok huzurlu. Her tarafta dehset deniz urunleri yapiliyo. Ceviche bunlarin en meşhuru. Limonla marine edilmiş balik sanirim. Ama onun disinda istiridye,  istakoz, midye,  hersey var. Bu kasaba meger baya ragbet goren, perulularin populer deniz kenari mekaniymis. Hatta giriste bir de double tree hilton bile var.
Buraya sonra sirf balik yemeye gelmiyor tabi insanlar. Ertesi gun neden geldiklerini ogreniyorum.
Adalar turu sabah 8 de. Sahile indigimizde yuzlerce insanla karsilasiyorum. Gideceğimiz yer little galapagos diye bilinen isla de balletas. Iki saatlik turda değişik tur penguen ler, kuşlar ve de kocaman deniz aslanlari goruyoruz. Diger kamerayla cektigimden resimleri henuz ekleyemedim ama kisa zamanda halledicem. 
Paracas ta her yer dolu olduğundan dun gece 17 km kuzeydeki pisco da kaldık.  Su ana kadar gordugum en cirkin en b*ktan kasaba. Ama allah için otelimiz de su ana kadar kaldigimiz en konforlu otel. Yine de biz bugun ufak ufak uzuyoruz buradan. Ica dan bildiririm. Ha bu kasaba ne kadar cirkin derseniz, bir resim ekliyorum. 

28 Aralık 2013 Cumartesi

I love Lima

26 sinda limaya geldik.  Ucaktan bakildiginda turkuaz rengi bi denizin kenarinda hic de çekici olnayan camur rengi bi sehir gorduk.  Of yine mi ya .. derken ben, taksiye atlayip ( 45 sol) miraflores semtine girdigimiz anda hersey değişti.  Hatta popom dustu. Antalyayi al, izmir karsiyakayla carp, biraz new york ekle ve tum gurultu ve pislikleri de at. Iste lima böyle bi yer. Bizim için harika bi sürpriz oldu. Dragonfly hostel da ilk gece wcsiz odada kisi basi 14 dolara, ikinci gece wcli odada kisi basi 21 usd ye kahvalti dahil ( ekmek tereyag recel) kaldik. Yilbasi donemi fiyatlar pahalanicagi ve subatta da yagmurlar macu picuya gitmeyi zorlaştiracagi icin sadece 2 gece sonra bugun aksamustu Paracas a devam edicez. Ama umarim bu sehre bir daha gelicez. Yapacak onlarca sey var ve henuz %10 unu yapmadim. Sahilde surf var mesela. Sonra harika restoranlar. Old town yani limanin tarihi sehir merkezi muhtesem. Orayi da tam gezemedik. Daha pisco icmedim. Illa ki gelmem lazim tekrar.
Lima beni inanilmaz sasirtti. Harika bir dunya kenti. Ama bizdeki buyuk sehirler gibi karman cormanlik ve gürültü yok merkezde ve mitafloreste.
Park kennedy meydanında trafik ışığı gibi biseye denk geldim. UV ışınlarını ölçüp insanlari uyario.
Sehir falezler uzerine kurulmuş.  Sahil asagida. Havaalanindan sehre sahilden gidiliyor sonra harika yollardan sehre cikiliyor. Sahilde adim basi tsunami levhalati dikkat çekiyor.  Olasi bir tsunami durumunda kacis yolları yapilmis.
Sehir yukarida kaldigindan, olasi bir tsunami durumunda starbucksta oturup kahveni yudumlarken kacmadan bu muhtesem doğa olayini izlemek çok guzel olurdu sanırım. 

Lima icin bir kac not:
Kalinacak en guzel bolge miraflores.
10 dk yuruyus mesafesinde park kennedy civarinda bir suru ucuz Çin restorani ve ozleyen için starbucks var:)
Old town a metrobüs ile gidiliyor. Harika binalar ve zanaatlerini surduren ayakkabicilar ve baska eski otantik dukkanlar var. Hafiften eski beyoglu kokuyor.
Sehirde otobus terminali yok. Her otobusun ayrı terminali var farkli yerlerde.
Asiklar parkinda gun batimi harika.

26 Aralık 2013 Perşembe

Iquitos - lima

Iquitos havaalanindayiz, burada da internet ucretsiz inanamiyorum. Bazi konularda bu burun kivirdigim ülkelerin bizden daha ilerde olduğunu farkediyorum.
Mesela geri dönüşüm.  En ucra yerlerde bile ayri ayri copler var plastik icin kagit için.  Bir de en kotu yerlerde veya en kalabalik yerlerde bile ne kolombiyada ne peruda daha bir tane boklu tuvalete rastlamadim ki turkiyede umumi tuvaletlerin 3 tanesinden biri mutlaka boyledir.
Herneyse iquitos a veda ediyoruz biraz sonra.  Burdan lima ya peruvian airlines ile kisi basi yaklasik 110 usd ye ucuyoruz. 
Iquitos ta bir hafta bize pek cok yerde essiz muabbeti ve bitmek bilmeyen anilariyla eslik eden erin ( nasi yazilir bilmiorum) ve kizi elenayi unutmamak icin burada isimlerini yazmakta yarar görüyorum:)
Simdilik budur. Zaten erin dememis miydi şimdi dışında bisey yok!

24 Aralık 2013 Salı

Manateee

Bugun hayatima yepyeni bi canli girdi. Manate de Amazonas! Bu resimde gorulenler bebe. Henuz disleri yok. O yuzden sevip besleyebildim. Yetiskinlerine dokunamadik. Iquitos a 20 dk uzaklikta bir hayvan barinagi burasi. Bir kac maymun kus ve kaplumbaa da var ama en guzeli maneteler. Iquitos tan, tahta otobuslere bindik, kisi basi 1.5 sol verdik.  Donuste bindigimiz tahta otobusun bizden 2 tl almasina killanmaliydik. Ama yanlis bi yerlere gittigimizi anladigimizda artık baya bi gitmiştik:) tahta otobusun odun kaptani "merkeze donucem oturun yerinizde" diyince uzun bi şehir turu atmis olduk. Inerken de bi kez daha para odemek zorunda kaldik çok gezdik diye.
Bu aksam Hz.İsa'nın dogumunu  kutluyor tum sehir. Yarin da muhtemelen heryer kapali olacak. Tum binalarda agaclar ve susler. Tum kutlayanlara benden de "Feliz Navidad!!!!"

23 Aralık 2013 Pazartesi

Amazonda safak

Su an oturdugum kafenin ismi bu. Nehrin kıyısında.  Sokak lambalarinin ilerisi sadece mor mavi ve tonları.  Renkler simdilik nehri ve ormani terk etmis. Guzel.. sakin ve huzurlu.. bir o kadar da vahsi ve acimasiz. Hayvanlari insanlari yemekleri ve havasi. Ayni anda hem cekici hem urkutucu. Guzellikler ve cirkinlikler oyle ic içe ki.. jungle a gidip jaguar gormeye gerek yok. jaguarin kendisi amazon.
Iquitos ta 4. gecemiz. Plaza de armas yani meydanin bir arka sokaginda baltazar Otel de gecesi 45 sol e kaliyoruz. Ufak bi oda. Heryeri fayans kapli uzun bi koridorun sonunda. Klimasi ve banyosu var. Bir de yan sokaktan hic susmayan latin havalari.
Perunun insani farkli. Her birinin yuzunde yasanmislik var. Geçmişin sert izleri var. Dusunceli gozler var. Ama kibar ve sevecenler. Yemekleri de guzel buranin. Antalya piyazini andıran bisey yedik gecen gun. Tahinli patates. Cok basariliydi. Christmas zamani olduğundan limaya ucak anca 26 sina bulabildik.  Kisi basi 100 usd peruvian airlines.

Az once supermarkete giderken karsidan bizim tarafa dogru yuruyen bir adam dikkatimi cekti. Baksana kazal giymis dedim tanere. Ben derimi cikarip atmak istiyorum oyle sıcak.  Neyse bizi geçti. 10 saniye sonra arkami dondugumde bize dogru geldigini gordum. Ingilizce biliyo musunuz dedi. Evet dedik. Hikayesini anlatti. Ingiliz. Leticia dan yavas nehir vapuruyla gelmis. Tekne iquitos a saat sabah 3.30 da yanasmis. Tekneden iner inmez devirmisler adami. Neyi var neyi yoksa almislar. El parmaklari kirikti. Kaburgasi da catlamis. Polise gitmis. Rapor tutmuslar. Konsolosluk Limada. Parasi yok gidecek.  Ailesini aramis. Para gönderemiyorlar cunku kimligi yok. Limaya gitmek icin 240 sol e ihtiyaci var.  Taner cikarip cuzdanindan 60 verdi. Ikimizin de ici acidi adamin haline. Amazonun bir yuzu de bu malesef.  Cok şükür halimize dedik.

Gunduz buranin en tavsiye edilen pazari olan Belen pazarina gittik. Otelden mototaksiyle 3 sol e gidiliyor, cok da uzun bi mesafe degil dönüste yuruduk. Pazar tam bi ana baba gunu. Legenler içinde baliklar, tezgahlarda ici temizlenmis tavuklar ve ayaklari hala uzerinde duran hangi hayvana ait olduklarını bilmediğim etler. Diger tarafta rengarenk baharatlar. Guatemaladaki gibi. Tek farki, burda hava 34 derece, kokular daha bi agir geliyo insanin burnuna.
Pazardan donuste nehir kenarında karlama bulduk. Ben ilk defa görüyorum meger bizde de varmis. Adamin biri kiyma makinesi gibi bi alette buzu kar yapiyo üstüne ne istersen limon suyu portakal suyu degisik meyvalarin sulari. 1 sol de fiyati.  Bu sicakta iyi geliyo insana.

Camasirhanede esyalarimizi yikattik bugun, o detayi da ekliim. Yaklasik 3,5 kilo icin 14 sol. Neyimiz var neyimiz yoksa bi guzel temizlettik.

Burdan haberler simdilik bu kadar.

19 Aralık 2013 Perşembe

Tembel hayvan

National Geographic te gorup asik olmuştum kendisine. O kadar usengec ki elini kolunu zor hareket ettiriyo. Sistemi o kadar yavas ki yilan soktuunda zehir kalbe gidene kadar etkisini kaybediyomus. Uc tirnakli komik suratli koca gobekli bu bebisi gormeye gittik bugun. divino niňo otelde tanistigimiz rehberimiz nixon onderliginde bi kayiga atlayip yaklasik 1 saat amazonda gittikten sonra ulastik bebise. Harika bi histi. Cok mutlu oldum!!  Ufak bi köye gittik. Tum ordaki halk bizi gorunce evden hayvanini kapip getirdi.  Cok eski tarihe sahip ilginc bi kaplumbaa, timsah yavrusu ( büyüğü 3.5 mt ye kadar buyuyomus), bir adet cikitos gibi bi ismi olan hayvan,bir adet kıpkırmızı ve cok iri bir papagan, yaklaşık 2 mt lik bir anakonda ve de bizim sloth yani tembel hayvan ve tabi onlarca coluk cocuk. Tum bu gosteri, rehberlik ve yolculuk iki kisi toplam 180bin pesoya patladi. O tembel bebisi kucaklamanin degeri ise paha bicilemezdi:)

Popo kardeslerim

Kolombiyanin en sevdigim yani, kendim gibi kadınlar gormek oldu. Ayni cirkin ordek yavrusu gibi, turkiyede poposunu 'grande' sanan ben, colombiyaya adimimi alttigim ilk dakikadan itibaren benimki gibi ya da jenifer lopez gibi ya da shakira gibi binlerce kadin gordum. Hatta oyle olmayan yok. Vitrinlerdeki mankenler bile cikik popolu. Nasi oluyo da boyle bir benzerlik oluyo aramızda bilmiorum. Milyon yil once asyadan bu kitaya geçerlerken buyuk buyuk buyuk ananemi arkada birakmis olmalilar. Bi daha popoma buyuk diyene cevabim var artik. Kime gore neye gore?!

Ilerliyoruz

Einstein ( ya da bi baskasi) demis ki dengede kalmanin tek yolu ilerlemektir, aynen bisiklete binmek gibi. Yarin yola cikiyoruz. Leticia da 4 gece yeterince kaldigimizi dusunuyorum. Buraya gelis sebebimiz nehir vapuruyla 3 gunluk yolculuk sonunda iquitos peru ya geçmekti. Fakat burda geldik gorduk ki amazon kenari cok da uc gun izlemelik degil. O vapurda gece uyuyacak oda yok sadece hamak var ve esyalarin çalınması cok muhtemel. Hamakta ilk ve de son gecemiz cok guzel degildi. Ustune bir de nerde oldugunu anlamadım ama tahminen 240 dolarim yurudu. Dolayisiyla yavas vapurla iquitos a gecme hayalimiz yalan oldu. 12 saatte giden hizli tekne varmis. Yaklasik 70 usd kisi basi. Oyle yapalim o zaman dedik.  Elimizdeki iki guide book ta, teknenin leticia nin karşısına konuclanan peru kasabasi Santa Marta dan kalktığı yazıyordu. Sabah 4 te kalkiyormus dolayisiyla bir gece once gidip santa rosa da kalmak lazim dedik. Bugun sabah kalkip yumurta ve misir ekmeginden olusan milli kahvaltimizi yapip nehir kiyisina gittik karsiya santa rosa ya gecmek için.  Leticia ilginc bi yer. Hemen yan kasaba brezilya nin tabatika ( ya da onun gibi bisi) adli kasabasi. Karsisi da peru. Bu 3 kasabanin arasinda gumruk yok, 3u arasinda en iyisi de leticia.
Herneyse nehir kiyisina gelince bi adam hemen bizi alip teknesine goturuyordu ki turizm burosunda daha once tanistigimiz kiz birden arkamizda bitti ve bizi asil halkin kullandigi uzun ince nehir kayigina yönlendirdi.  3000peso ya karsiya geçtik.  Basladik rapido yani hizli tekne ofisini aramaya. Iki sirket var diye okumustuk biri transtur digeri golfina. Epey bi dolandık. Ne bir duzgun liman ne de ofis. Buralarda bir yol yoldam yok. sordugumuz herkes farkli bir yeri gösterip farkli bişey söylüyor.  buralarda bir sey aramak elektrikler kesildiginde karanlikta kibrit aramaya benziyo.  son kadinin biri bi derme catma büfeden cikip ben bilet satiyorum dedi. Yer var mi diye bi ariyim diyip telefonuna sarildi. Kontöru yokmuş arayamadi. Nasil olduysa bir de ucak olduğunu ogrendik leticia iquitos arasi. Hem de bir saat. Hem de 100 usd. 12 saat heryeri kapali rapido ile gitmekten iyidir.  Leticia ya donmek icin kayik bulduk bu sefer 2000 peso:) karsiya gecerken bir de ufak capli kaza atlattik iki kayik carpisti ama neyse ki bisi olmadi.
Leticia da ilk sordugumuz acente ucak icin 125 usd istedi. Sonra sora sora ( ve inanmazsiniz bu sefer iki ayri insan ayni bilgiyi dogruladi) ana ofisi bulduk Paraiso ecologico.  Yaklasik 100 usd ye aldik biletlerimizi. Ucak 50 kisilik.az biraz endiseliyim ucak korkum her ne kadar bu yolculuklarin hic birinde ortaya cikmadiysa da .. umarim bu ucak beni daraltmaz. Daraltsa da yapacak bisi yok.

18 Aralık 2013 Çarşamba

Copa airlines

Sevgili gunluk
Az once copa airlines tan bi gorevli gelip bavulumun bu aksam gelecegini soyledi. Bi de elime 30bin peso sıkıştırdı. Al bu parayi ve bu sehri terket dedi. Ben ise parayi burada car cur edecegim sanirim. Bununla 10 sise bira icilebilir veya uc ogun yemek yiyebilir veya her kose basinda bulunan kuaforlerden birinde bir sac kestirebilirim.
Bi de bavulum gelirse aksam, benden iyisi yok!

Motorcycle diaries part 1

Sevgili gunluk. Leticia adli allahin unuttugu bir amazon kasabasinda 2 gunu bitirdik.  Hala bavulumdan ses.seda yok. Havayolu hala bisi demior dese de anlamiyoruz. Ama kendi kendime söz verdim eger bugun de bi ses cikmazsa yarin gidip sehirici ofislerini dagiticam. Buldugum herseyi kafalarina atıcam.  Belki hapse duserim en azindan bi avukatim ve de bi tercumanim ve de beles konaklamam olur. Hucrelerin kaldigimiz odalardan farkli olacagini sanmam. Dedigim gibi en azından para vermem.
Sabah can ramboyu izliyoruz. Aklimin bi kosesinde kaybolan bavulum. Can ucaktan atliyo ama o da ne esya cantasinin iplerinden biri ucaga takili kaliyo. O da kesti ipi . Onun da bavulu kayboldu.  Taner dio ki can ramboyla ortak yanimiz ikimizin de bavulu kayboldu ama ikimizin de en can alici silahi yaninda. Cam rambonun bicagi, benim de çenem.
Simdilik bu kadar gunluk. Hoscakal

17 Aralık 2013 Salı

Leticia

Hayatimda ilk defa ekvatoru gecerek guney yarim kureye indim. Bogota - leticia yolculugu yaklasik 2 saat surdu. Bulutların altina indigimizde asagida ucsuz bucaksiz bir orman ve onu delip gecen kocaman bir nehir göründü.  Sonra yavas yavas minik kasabamizin isiklari. Ucagimiz indiginde hafif yagmur ciseliyodu. Ben cok mutlu tanerse yagmur yüzünden mutsuz. Daha ucaktan gorur gormez sevdim ben kasabayi. Neyse ucaktan direk aprona indik. Binaya girmeden önce hayatimda karsilastigim en ilginç manzarayi gördüm.  Hayir pirana veya jaguar degil. Inis pistinin hemen dibinde cift kale futbol oynayan gencler. Bildigin fileli kaleler. Latin Amerika yi neden sevdigimi bir kez daha anladim.
Tabi fikrimin degismesi cok uzun surmedi.. valiz beklioruz. Tanere ucakta biletin ucundaki barkodu kaybetmemesini söylemiştim bavulun kaybolursa bununla buluyosun diye. O da arayip bulup bana verdi kagidi. Ve bavulum kayboldu. Onun adina kayitli olan o kagida ait bavul. Kucucuk bavul bandinda bir tek benim bavul yok! Hemen copa airlines ofisine gittik yan tarafta.  Genc bi cocuk yardimci oldu saolsun. Taner soruyor önemli bisi var miydi. Olmaz mi! temiz carsaf, giysiler,  ama en önemlisi, kremlerim:) kaldim bi ufak cantayla. Herseyi gectim bavul ya kaybolduysa?! Icten içe seviniyorum. Oh be hafifledim. Yok ama giysi yok hatta bavulda para bile var. Cocuk duruyo onumde bisi yapmiyo. Arasana evladim bi yerleri.  Tek istegim bavulumun hala yasio olduğunu bilmek. Bi kac telefon sonunda anliyoruz ki benim bavul ekvatoru gecmemis. Salsa ve uyuşturucu baskenti Cali ye gitmis. Yarin gelir diyo cocuk. Diyo da artik ne kafayla gelir o bavul bilmiyorum.
Takma begum herkesin basina geliyo boyle seyler.
Bi taksiye biniyoruz. Expedia dan rezervasyon yaptığımis pilav ustu kuru otelimizin adini soyluyoruz taksiciye. Casa kurupira. Bos bos.bakiyo adam. Nasi ya ufacik kasabada 30 usd verdiğimiz ve de expedia gibi bi yerde satilan otelin ismini nasi bilmezsin ? Ah cahil çocuk.  Hemen adresi veriyorum. Şüpheye yaklasiyo ama o adreste yazili sokaga gidiyo. Oyle bi otel veya oyle bi adres yok. Fittiricam! Bulamıyoruz.  Cepten ara diyorum sabit numarayi nasi arayacağini bilmiyor. Onunde durdugumuz bi dukkana daliyorum adresi ve otel ismini göstererek.  Hayır bilmiyolar. Saka olmali tum bunlar. Taksiye dönüyorum.  Adam diyor ki bu isimde bi yer var, hatirladim. Ama orda tavuk satiyolar. Hayir tavuklarla uyumak istemiyorum.  Dukkana donup kadinlardan nasi sabit numarayi arayacagimizi ogrenip taksicinin cebinden otel (?!) i arıyorum.  Taksici konusuo. Aaaa... sii ...siii. bi kac sokak öteden donup bi kosede duruyo parmagiyla bize isaret ettigi yer kurupira tavukcusu. Kalpten gidicem.  Sonra az daha ilerleyip demir bi kapinin onunde duruyo. Gozyaslarim hazirda bekliyor.  Iceri giriyoruz kabus gibi bi yer. Hersey olabilir, hapisane, genelev, kopek bakim evi,  vs . Ama kesinlikle otel degil. Kadinin biri bi odanin kapisini acıyo. Icerde cift kişilik bi yatak. O yatagin ustune kat cikmislar bir kisilik ranza. Ayrica odanin ortasinda hemen yatagin yaninda bir de hamak var. Uyku tutmazda diye heralde. Banyo yok.  Fani calistiriyoruz sanki japon ucaklari amerika ya saldiriyor. O ne ses öyle!  Hemen kapiyoruz. Ben son bi çırpınisla internet soruyorum.  Oyle yaziyodu cunku. İnternet yok diyor adam. Kendimi dışarı atiyorum. Nicedir bekleyen gozyaslarim da kendilerini dışarı atiyorlar.  O kadar sinirliyim ki. Rezervasyon yaparken burasi halkkinda yazılan hersey ama hersey yalan.  Adama bagiriyorum sizi her yere yazıcam diyorum. Sonra bize bagirip sizi her yere yazicam diyen turistler geliyo aklima. Taner aliyo beni dışarı cikariyo. Bir iki sokak ilerde bi bara oturuyoruz ve on dakkada iki birayi deviriyorum. Baska yerde kalalim daha guzel yer varmis diyo. Aksamin o saati yer değiştirmek istemiyorum. Hem sorun o degil ki. Daha kotusunde de kalmisligim var. Sorun sinirlerim bozuk. Neyse guzel ve soguk iki bira ve fonda cranberries beni rahatlatiyor. Herseyin otesinde, ben bu kasabayi cok sevdim. Hamburger satan bi kiz bize bi otel oneriyor ona bakip begeniyoruz yarin geceriz sanirim. Demir kapiya dönüyoruz.  Ben direk odaya giriyorum adam arkamizdan tanere sesleniyor ; tur almayacak misiniz yarına?  !!!!
Odadayim. Saat 03.44 . Yagmur yagiyor disarida. Orman kokusu geliyor burnuma. Herseye ragmen ben bu kasabayi sevdim. Yarin ola hayrola.

16 Aralık 2013 Pazartesi

Bogota

Bu armut gibi ciktigim resim bogota havaalanindan. Yaklasik iki saat sonra , copa airlines ile leticia ya ucuyoruz. Santa marta - bogota- leticia ucusuna kisi basi 120 usd verdik baya iyi bi fiyat yakaladik bazen ucakla gitmek otobusten ucuz olabiliyor. Otelden havaalanina taksi 25bin peso. Colombia da havaalanlarinda internet ucretsiz. Türkiye için de aynisini diliyorum en kisa zamanda. Bir de neredeyse heryerde çöpler geri donusum kutularinda ayristiriliyor.

Neden leticia diyenler icin, buralardan ayrılmadan once amazon görelim dedik. Sonra bir baktik ki amazon kıyısındaki bu kasabadan peru ya, henuz nasil bir tipi oldugunu bilmediğim teknelerle,  geçiş var. Planimiz bir kaç gun leticia da kalip sonra tekneyle peru iquitos a geçmek.   Asil hedef ise machu pichu.

15 Aralık 2013 Pazar

Ozlem

Annemin kucagina atlamistim,  kollarimi boynuna sarip hickira hickira ağlamistim "bi daha birakmayin beni.  Bi daha hic bi yere göndermeyin nolur!".  okul gezisi degil cocuk kacirmaydi sanki. Ve iki haftalik kabus bitmis ve fidye ödenmiş ve ben evime donmustum. Bi daha hic bi yere gitmeyecektim söz verdim kendime. Ölene kadar ailemin yaninda emniyette huzurda ve guvende kalacaktim olene kadar baska yatakta uyumayacaktim.
Şimdi 34 yaşımda evden bilmemkacbin kilometre uzakta haritanin öbür kosesinde bir karayip sahildeki otel odamizda uzanirken geldi aklima o halim. Icimdeki çocuk yengec bi an icin yine özledi evini kovugunu ve bildigi guvenli hayati. Hemen defettim aklimdan. Çünkü bi tarafim ( baba tarafim) serseri bi kaşif. Ipsiz koksuz. Ve biliyorum ki gezmek sevişmek ise, o en yuksek doruk noktasindaki hazdir geri dönmek. 

Park Tayrona

Tayrona milli parkinda geçirdiğimiz ( nasil bir gece olduguna ayrica deginicem:) bir gunduz ve en uzun gecenin ardindan saat 5.30 da tasi taragi toplayip yola çıktık.  Aslinda amacimiz hareket edip isinmakti ama allah yuru ya kulum dedi ve yaklasik 2.5 saatlik bol tirmanmali bir yürüyusun ardindan genc bi motorcu arkadasin arkasina binip cikisa geldik. Gece birer uyku ilaci almamiza ve buna ragmen hic uyuyamamiza rağmen o kadar üşümüşüz ki ev sahibinden kacarcasina parktan sabahin körü ilk ayrılan biz olduk.
Trekking sevenler için - ki sevmen lazim- harika bi jungle da iki saat yurudukten sonra yuzulebilen bir plaja ulaşıyorsunuz.  Tayrona, the guardian a göre dunyanin ikinci en güzel plaji seçilmiş.  Fakat okyanus kiyisi olan bi cok yer gibi oldukca siddetli akintilar ve buyuk dalgalar malesef birçok plajda yuzmeyi engelliyor. Yuzulebilen ilk plaj la piscina. Hem konaklanabilen hem de yuzulebilen plaj ise cabo san juan. 2-3 cabana, 15 tane burundaki kayalarin ustunde hamak, 10larca cadir ve yine kuytuda hamaklar var. Gunduz hic ruzgar olmadigindan burnun uzerindeki hamaklardan aldik 25 bin peso odeyerek. Okudugumuz bloglardan aksam soguk olacagini bildigimizden esofman alti v polar ve ruzgarlik da getirdik yanımızda. Taner denize girmedi. Hem dalgali hem pis diye. Bense daha önce hiç yapmadigim ve nasi basardigimi bilemedigim 2 saat yürüyüşün ardindan kendimi attim suya. Saat 14 te hamak rezervasyonu icin kuyruk olustu ve biz 3 ve 4. Hamaklari aldik. Hemen ciktik hatta biraz da kestirdik. Ne bi ruzgar ne soguk. Aksam 6 gibi plastik sandalyeler ve floresan lambayla aydinlatilmis yemek yerinde masalara oturduk bizim gibi cok aç olan yaklasik 50 kisiyle birlikte. Restoran 6.30 da açıldı.  Bir adet sebzeli pilav soyleyip yanimizda getirdigimiz evrimcigimin verdigi barbunya plakiyle beraber sabah hostelden yuruttugumuz ekmekler esliginde mideye indirdik. Saat oldu 7. Sabah olmasina tam 11 saat var. Oyun kagidi, kitap,  laptop hiç bisey almadik yanimiza. 8 gibi yanimizda getirdigimiz fener yardimiyla taşların uzerinden tirmanarak hamaklarimizin yanina ciktik. Aman allahim... ben böyle bir ruzgar görmedim.  4 tarafi açık.  Bos hamaklar kalkabildikleri ruzgarla kadar yukari kalkip paat diye iniyolar asagi. Yanimdaki avustralyali kiz bikinimi dugumlemis hamaga. Dugumlenmeyen hersey uçuyor.  Tanerin terlikleri, ucaktan yuruttugum yastigin kilifi, hatta pet sisedeki suyumuz. Eger tuvalete gitmek istersem karanlikta kayalardan asagi inip sahile gidip banyolara yurumem lazim. Gitmemeliyim derken geliyor. Dolunay var ama yine de yeterince karanlik. Ne gerek var onca yol gitmeye. Iki kademe altta hemen kayalarin dibine çöküyorum. Bunu gece boyunca 3-4 kere tekrarliyorum. Ya endiseden ya da aksamustu ictigim biradan. Saat 20.30 gözlerimi kapiyorum. Dalmisim. Hafif usuyerek uyanip saate bakiyorum 21.30. Taner yan hamakta o da uyanık.  Sonra bir daha daliyorum. Sabah olmustur diye kalkiyorum saat 23.00. Yarimşar aldigimiz ilactan bir yarim daha aliyoruz. Bizim su uçmuş artik kimin suyundan ictik bilmiyorum. Gulme krizi geliyor ikimize de. Taner henuz ucmamis olan ucak yastigi kilifini kafasina geciriyor ben de havlularimizi ayaklarima ortuyorum. Hamakta uyumak bele çok iyi gelirmiş.  Belim süper.  Ama donuyorum. Nemden dolayi saatler ilerledikce firtinaya bir de hamaklarin islakligi ekleniyor. Daliyorum. Uyaniyorum. Saat 2.30. Everestin tepesinde uyuyan insanlari düşünüyorum.  Daliyorum. Uyaniyorum.saat 5.30. Bu hafif aydınlık dolunaydan mi? Yok degil. Sabah oluyor..
Tayrona milli parkina gideceklere nacizane tavsiyeler:
-Denize gireyim diye gitmeyin. Santa martadan gidilen daha yakin bi plaj var parka dahil playa concha. Ona gidin.
- maceraya gidiyorsaniz yaniniza mutlaka fener alin. Ve tepedeki hamaklarda kalacaksaniz uyku Tulumu. 
- hamak rezervasyonu 2 de acliliyor. 1.45 te siraya girmekte yarar var.
Aksam yemegi 6.30 da basliyor. Cok yigilma olduğundan yine siraya erken girmekte yarar var.
- gece kalacaklara wc ucretsiz. Ama oturak ve tuvalet kagidi yok.

8 Aralık 2013 Pazar

Taganga unlimited ( the following article contains pesimist comments, not suitable for cevo)

Taganga da casa felipe ye geldik. Hucre evi gibi bi oda gosterdiler, 50 peso istediler. Kitapta yazdigina gore studyo varmis dedik daha ferah mutfakli filan, 6 yatakli genis ferah ve deniz manzarali bi oda gösterdi resepsiondaki kiz. Indirimli hali 100 peso yani 100 tl. Tamam dedik bi gece kiyak yapalim kendimize. Odada tepede bi pervane. Duvarlarda yan konmus tuglalardan surekli hava geliyo bazen de yusufcuk:) balkon kapisini kapayamadik aksam. Muhtemelen bu tesise uyuz olan yan komsu, saat aksam 8 gibi steryo sistemi kapisinin onune cikarip bize dogru döndürdü. Su an saat  sabah 10.22. Hala bangir bangir muzik caliyo. Aksam gece ve sabaha karsi susmadi, kimse de susturmadi. Amcayi gordum izbandut gibi,  yemiyo pek laf etmek. Ama sabah rüyamda gidip calip kapısını soyledim ben. Herneyse su an odadayiz. Burasi yine de taganga nin en sevdigimiz yeri.
Bu kasaba sökenin deniz kiyisi hali. Ama vasatligina göre oldukça pahali. 10 tl den asagi kahvalti zor. 50 tlden asagi konaklama zor ( insani şartlarda diyelim) . Bazi hostellar tam parti ortami sevenine. Ama ayik geçmez uzun süre.  Hostelimiz deniz kıyısından epey uzak. Gecen haftalarda iki üç ayrı grup , 15-16 yasinda cocuklar tarafindan bizim döner bicaklarina benzer bicaklarla soyulmuslar. Gecesi tekin degil. Bu travmayi yasamamak için aksam çıkamadık. En guzeli illa buraya gelinecekse sahile yakin bi hostelda kalmak.
Birazdan buradan ayriliyoruz, milli park civarinda ismini bi türlü soyleyemedigim bi deniz kenari kasabasina gidicez. Palomino sanırım. 
Özet: "benim için" taganganin en guzel yeri odamdi.
Taganganin yeni slogani:
Taganga ... göte kaçabilir. .

7 Aralık 2013 Cumartesi

Taganga

Sonunda buraya gelme nedenimiz olan bu kucuk balıkçı kasabasina geldik. Bir geceligine. Sadece bakip cikmaya. Ön araştırma diyebiliriz.
Santa Marta sehrine 10 dakika,  taksiyle 10bin peso yani yaklasik 10 tl. Onlarca hostel var. Bir çok gezi kitabinda plajından denize girilemiyo dese de kiyinin sol tarafinda ufak bi plaj var baya da bi giren var denize. Babaganush denen bi restorana ciktik sahibi patrick hollandaliymis 5 senedir colombiadaymis. Bir fistik ezmesi soslu tavuk, bir filleminyon bir adet falafel tabagi ve dondurmal browniye 56bin peso yani yaklasik 56 tl verdik. Benim motor bozuklugu dolayisiyla pek halim yok odaya ciktik simdi. Uzerimizde pervaneler dönüyo aksam serinleyecek umuyorum. Hadi şimdi medcezir izlemece internetten.

Los Colombianos

Az once tv de gordum cocuk programinda çocuklara iskelet kostumu giydirmisler. 5 saatlik otobus yolculugumuzda da bize korku filmi izlettiler. Kanli manli. Ilginc adamlar:)

6 Aralık 2013 Cuma

Yatakhane deneyimi

En son boyle bi yatakhanede 14 sene once kalmıstim evrimle avrupada interrail yaparken. Ne hissettigimle ilgili en ufak bisi hatırlamıyorum. Su an bi ranzanin alt katindayim. Ustumde, uzerime düşmesin diye dua ettigim taner var. Soluma dönemiyorum çünkü diger ranzanin alt katinda yari çıplak bi şekilde bana dogru dönmüş uyuyan bi ingiliz var. Yatağa mihlandim degil sola dönmek nefes bile almamaya çalışıyorum.  Bize bu odayi verdiklerinde yaniniza kimse gelmez bu saatten sonra,  gelen olursa da baska odaya veririz dediydiler. Bu ingiliz kardes nasil oldu da buraya düştü bilmiyorum. Sabah gidicekti. 9 da uçağı varmis. Saat 7. Kaldirsam mi çocuğu acaba. En iyisi odadan cikmak. Belki benden çekinio kalkamio yataktan.  Uyanik mi bilmiyorum ki. Sola bakamiorum.

5 Aralık 2013 Perşembe

Santa Marta hostal The Dreamer

Hic beklemedigimiz bi anda beklemedigimiz bi yerde on numara bi hostal bulduk: the Dreamer.  Italyan sahibi burayi uçurmus. Tertemiz, açık geniş ferah ortada havuz odalarda klima. Cartagena dan bindigimiz shuttle bizi buraya birakmak için merkezden baya bi uzaklastiginda yandik hatta ulan nerden sectik burayi dedik. Iceri girer girmez degisti hersey. Ucuz degil ama ortam santa marta.gibi bi yerde kaldirir bi iki aksam.

4 Aralık 2013 Çarşamba

Colombia

Geldik gorduk hadi dönelim.  Cartagena da 4. Veya 5. Gunumuz, arada playa blanca ya gittik o da zeki turk un alternatif sistemiyle cook  ucuz az riskli epey ilginc bi yontem. Pasa caballo dan motosikletle.  Ogrendik ki playa planca ana karada bi koy imiş. Dönüşu tekneyle yaptik. Asiri sicak oldugundan disari cikamiyoruz gunduz. Hostelda teras Balkon ya da bahce yok. Pahali. Guatemala dan once gelseydik belki,  ama simdi nesini seveyim ben buranin?. Kahvesini mi? En guzel kolombiya kahvesi kolombiya hariç heryerde. Starbucks buja dahil. Burada satilan kahveler genelde ihrac edilemeyen kötü hasat bence. Yani bunun icin gelinecekse gerek yok.  Friendly people? Yani.. bilmiyorum amerikada da var friendly people, turkiyede tonla, guatemaltecler zaten öyle.  Dur ama bileti hemen kesmiyim daha ne gördük.  Peru dan umitliyim ben
Edit: plaja blancada feci yandik gunesten. Tanerin omuzlar gitti. Odada yatiyoruz üstümüzde pervane adeta bi helikopter. Taner de vietnamda yarali amerikan askeri.