10 Eylül 2020 Perşembe

ben buyuksehir gordum

Pasaportumun suresi dolmak.uzere oldugundan, 8 ay sonra ilk defa buyuksehre gitmek gerekti. İlk afallama kiyafet seciminde oldu. Ada insani ya da diger bir deyisle epeyce rahat bitli hippi olmusuz sehre.uygun giyecek bi uzun pantolon olsun bi normal tsirt olsun yok. En sonunda kot sortumla kolsuz bi bluz giyip yanima da harem salvari gibi antin kuntin bi uzun aldim. Parmak arasi terlikleri cantaya atip ayagima corap ustu sneakers ayakkabi giydim. Zavalli ayaklarim klostrofobik oldular. Maske taktik. Adada sadece markete.girerken kullandigimiz maske beni bogdugu icin medikal maske taktim. O da tuylenio basladi burnum kasinmaya. Yapacak bisey yok. Bangkoka indik, herkes ama herkes maskeli. Trenle sehirde ilerlerken bilim kurgu filmine girdim sanki. Apartman denilen ya da rezidans dedigimiz o beton binalari sanki ilk defa gormusum gibi dehsete dustum. Minik minik kafesler ust uste konmus apartman olmus. Nasil yapti insanlar bunu kendine? İlk apartmani kim yapti ve neden insanlar kabul etti bu sistemi? Neden bu kadar kalabalik sehirlerde yasiyoruz?? Araclarin gurultusu motorlarin ugultusu beyne eminim zararli. Ruh sagligini bozduguna eminim. Dayanamadim. Ruhlari cekilmis insanlar beton yiginlari arasinda gunesin dogusunu batisini gormeden yesile bakmadan yasiyorlar. Neden yaptik biz bunu kendimize?? 
Heryer klima ve buz gibi. Salvarimi cantamdan cikarip boynuma sardim ilk gun. Sonra da bir yerde ektim. Restoranda unuttugumu dusunerek ertesi gun geri donup dun gece burada bir pantolon unutup unutmadigimi sordum. Anlam veremediler hakli olarak. Elim bos salvarsiz donuyorum. 

Sehirde cilgin trafigi alt etmenin en eglenceli ve urkunc yolu motor taksi. Her kose basinda varlar. motoru surekli kullaniyorum ama kasksiz ve onde. Bu motor taksiler cok ilginc. Sessiz bir umut sozlesmesi yapiyor her iki taraf. Motorcu parasini verecegimi umuyor, ben beni istedigim yere goturecegini umuyorum. Nihayetinde birbirini hic tanimayan iki insan baya samimi sekilde bir sure yolculuk yapiyoruz. Benim kocaman kaska alismayan kafami bedenimin uzerinde zor sabitliyorum. Adam her fren yapisinda kaskimla onun kaskina tosluyorum dongg donng ses cikio. İki yumurta gibi surekli carpisiyoruz. Surekli ozur diliyorum. Bangkok cilgin trafiginde iki arac arasi pestil olmayacagima ve hic tanimadigim soforume inancim sonsuz sekilde geziyorum. Ne delilik ! 
Bangkok cin mahallesini gezmekten son anda gelen bir akil huzmesi sayesinde vazgeciyorum. Hint mahallesine gidip hint isi haric ne varsa gorup geliyorum. Bangkok keyifsiz. Turist yok. Bi ben bi abim bi de yerel halk. Ha bi de konsolosluk kamil bey. 
Phangan feribotundayim simdi. İnanilmaz yoruldu ruhum iki gunde. Burnum hala cok kasiniyo ama hapsurup panik havasi yaratmamak icin tutuyorum kendimi. Tahtadan evime kapagi atmak istiyorum bir an once. Sessizlige. Palmiyelerin ve gun batiminin kucagina. Ayaklarim icin kumda yurume partisi hazirladim. Ayakkabim pes etti dilini cikardi ve patladi yariyolda. Ona da bir veda toreni lazim. 
Sehri sevmiyomusum ben. Zaten dikise de basladim. Sanirim yas aliyorum 😃

3 yorum:

Burak Öcal dedi ki...

Bende bi okadar nefret ediyorum büyükşehirden...Kuşadası bile büyükşehir gibi gelmeye başladı.Keyifli zamanlar dilerim ;)

Burak

Cenk Behram Su dedi ki...

Şimdi anladım o şehre neden Bangkok ismini verdiklerini. Kaskların bang gonk diye çarpışmasından ötürüymüş meğer 😁

Cenk Behram Su dedi ki...

Şimdi anladım o şehre neden Bangkok ismini verdiklerini. Kaskların bang gonk diye çarpışmasından ötürüymüş meğer 😁