Yillardir ozlemini duydugum hissettigim bir yerlerde varligini bildigim yerdeyim. Tahta verandamda palmiye ve muz agaclarini ve de calkantili denizi izleyip lipton poset cay iciyorum. Demleme cay muamelesi yapiyorum caya. Cam ve kulplu bir bardaga koyup poseti masaya getirmeden atiyorum ki masada turk cayi süsü vereyim. Marketten feta peyniri aliyorum. Bizim beyaz peynire en cok benzeyen. Bu sabah klasik muzik dinlemek istedim. Bizim evimizde genelde sabahlari babam klasik muzik acar. Gun batarken turk sanat muzigine doner nameler. Birer kadeh rakiyla icerler annemle. Yazarken bunlari artik ekrani goremiyorum gozlerim doldugu icin. Az once dus aldim. Annemin bana banyo yapmayi ogrettigi gunu hatirladim. En son tek tek bir ayagimi oburunun uzerine surtup hem altini hem ustunu temizlemeyi gosterdigi sahne geldi gozumun onune. Dikis dikiyorum bu aralar. Anneannem gostermisti dikisi. Cok kucuktum. Elime bi bez parcasi verip , ipligi de igneye gecirip ogretmisti nasil dikilecegini. Sabah yoga yaptim. 8 ya da 9 yasinda olmaliydim sanirim Halamla ilk meditasyon deneyimimi gerceklestirdigimde. Halam gozlerini sasi yapip beni guldurmeye calismisti. Gulmekten altima ve de halisina isemistim. Bugun gitar ogretmenim kahvesine bal istedi. Kadri dedem elimden tutup askeriyeye gotururdu beni gezmeye. Tup bal alirdi sanirim çam baliydi. Hemen iki dakikada bitirirdim. Askeriyeye giden o ince uzun yolda bisiklete binmeyi ogretti babam. Ve alaturka tuvaletin dibine kaçan tenis topumu kurtardi. Tuvaletin iki yanindaki odada annem, plastik kirmizi cay bardaklarimla hazirladigim masaya misafir olurdu.
Uzaklastikca yakinlasiyorum. Ozgurlestikce ozluyorum.
Sevdikce daha cok seviyorum kalbime sigmiyor.
Ne kendimden vazgecebiliyorum ne hasretlikten.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder