Valladolidden collectivolara binerekten yarım saatte Chichen Itza ya vardık. Soforumuz Ernesto, donutse mutlaka gorun diyerek bize yolda Ik-kil centonesi için bilet aldırdı. Daha iyi iki centone göreceğimizi henüz bilmeden aldık tabi biletleri.
Chichen Itza icin söyleyebileceğim fazla bişey yok. Neden diğer yüzbin piramidden daha ünlü olduğu da bilmiyorum. Ama efeste de durum aynı. Tüm dünya 🌍 pompei yi bilir ama tüm dünya efesi bilmez. Chichen Itza nın bugünkü çimli açık alanı bol hali alması için baya bi ağaç katlettiklerini de düşünmeden edemedim bilmem doğru mudur. Büyük piramidin her köşesini fotoğrafladıktan sonra yine collectivo nam-ı diğer dolmuşa binerek ( yine Ernesto ya denk gelerek) bi üç beş km ilerideki Ik-kil centonesine geldik. Yanıma mayo almadığım için yüzen insanlara yalanarak bakıp kendimi kahveye verdim. Bu kısa ziyaretten sonra kapıya çıkıp otostop yaptık. Hopp bi araç durdu az ilerde. Genç bi turist çift. Valladolid e dönüyolarmış. Nerelisiniz? Almanya. Eyvah sormayın nolur. Siz nerelisiniz? Ee..şey.. Kem.. Küm.. Türkiye. Bi kısa sessizlik ve kıkırdama. Tanrım ne kadar mahcup hissediyorum Sultanahmet patlaması yüzünden.. Bu hissettiğimin yüzde birini asıl sorumlu olanlar hissediyor mudur acaba.. Allahtan alman çiftle geçirdiğimiz çok güzel iki günde ne bu konu ne başka siyasi konular açılmadı. Neden kaçıyorum? E çünkü ben Türkiye'yim. Misafirlerimiz geldi koruyamadık. Üzgünüm..
Yolda Dzutnip kasabasında çok methedilen iki yan yana centoyi görmeye karar verdik. Ben yine kendime mayo almadığım için söverken alman kız bende yedek mayo var giy lütfen dedi. Oha?! Ben yapar mıydım ki acaba? O kadar istiyorum ki yüzmeyi, aldım giydim cup cup hep beraber iki Cenotede de doya doya yüzdük. Ertesi gün Tulum a gidecekmiş onlar da. Beraber gidelim dediler. Ertedi sabah kahvaltıda buluştuk, Tulum yolunda Coba antik şehrini de gezerek ( bayıldım) Tulum a kadar beraber yolculuk yaptık.
Tulum ( aynen ivana sert in söylediği gibi söylenio) bembeyaz kumlu turkuaz renkli denizli ve tam o denizin kenarında antik şehirli bi kıyı. 5 km arkada da kasabası var. Biz kasabada kalıyoruz. Upuzun bi cadde üzerinde bir sürü bar restoran sıralanmış. Pek çoğunda canlı müzik. Nachoslar üzeri fasulye ezmesi ve erimiş peynirli geliyo. Tequila kadar hatta daha ünlüsü mezcal ise yanında harika bir urfa biberi ( aynısı valla) ve portakalla. Mezcal aynı tekila gibi agava dan yapılıuomuş tek farkı başka bir bölgeden gelmesi. İçimi tekiladan daha yumuşak. Yanında gelen urfa biberi tuzlu ve limonlu. Önce mezkal sonra acıya bandırılmış portakal. Sonrasını hatırlamıyorum :)
Buranın harika bi de birası var: Sol. içine limon dilimiyle tadı muhteşem oluyo. Taner bile içti o derece.
Şimdi plajdayız. Oxxo marketlerinden aldığım termos bardağın içine yine Oxxo dan doldurduğum kahvemi yudumlarken yazıyorum. Memleket buz gibiymiş. Burası da serin. Özellikle denizden çıkınca. Vallahi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder