Yillar once Budizmle ilgili okudugum kitapta yazıyodu; Nehirdeki yaprak gibi ol, akintiya karsi gelme, nehir nereye gotururse oraya git..
Iste simdi tam da herkesin ve heryerin Budizm oldugu bu topraklarda, tesaduf mudur kader midir bilinmez akintiya karsi gelmeye kalktikca daha da surukleniyor, yaprak gibi oradan oraya savruluyoruz.
Chiang mai bizim için, icinden bi türlü cikamadigimiz, çıkmaya çalıştıkca daha da gomuldugumuz bi bataklik oldu. Daglarin tepesindeki Pai a gidemedik yol tuttu. Ucamadik ucaklar doldu. Gezemedik hasta olduk. En sonunda pazaresi gunu havaalanina giderken bile ulan şimdi bi bokluk olucak yine kalacaz burada diye endiseleniyodum. Neyse ki gittik.
Bangkokta biraz toparladik. Ayin 6 sina kambocya biletimiz vardi, canımız sıkıldıgi bi an almistik chiang mai da iken. 3 gun angkor wat görelim demistik. Sonra vazgecip yakmaya karar verip daha önce ayin 14 une aldığımız thai lion air bangkok kuala Lumpur uçağıni uzerine para ödeyerek 7 ocaga cevirip aksamina da Turkiye ye dönmeye karar vermiştik. Bu arada neden ayin 14 une bangkok kuala Lumpur aldik? Cunku baska turlu turkuyeden bangkok a ucamadik. Illa ki tayland dan cikis bileti istediler. İstanbul havaalani emirates bankosu önünde iki dakkada hallettik. Simdi düşünüyorum da o an bize genel gezi hakkında bi göz kirpmis evren.
Neyse efendim, bangkokta uzun git geller sonrasi , bu cografyaya bir sans daha verip ( veya ucak bileti yanmasin diyip ) kambocyaya gelmeye karar verdik.
Tekerlek yere degdigi an hissettim; burasi tam benim kalemim. Sicak nemli yesil sari sulu bakir ve dogal. Kapida 30 usd verip cabucak vize islemlerini hallettikten sonra otelin bize ayarladigi tuk tuk la sehre (siem reap) dogru yola çıktık.
Fakirlik her yerde ayni. Ciplak ayaklar, bi motosiklete sigmaya calisan anne baba ve bebeler, yol kenarında mangal ustu biseyler pisirip satmaya çalışanlar, toz toprak icinde yuruyenler, gülümseyen suratlar. Bi de nedense, fakirlik hep esmer..
Siem reap in ortasindan koca bi nehir geciyo. Sehrin sivri sinegi de buradan geliyo. Heryer ama heryer sivrisinek. Ama tayland daki o pis kokular burada yok. Fransız koloni zamanlarindan kalmis binalar bara restorana dönüşmüş. Canli muzik var. Hard Rock kafe bile var. Hey gidi amerika. Bi yere bi sekilde giriosun ya kapidan ya bacadan.
Bugun dinlenmece. Taner hala bitkin. Hala midesi duzelmedi. Yarin angkor wat a gidicez ( kismetse veya isallah, hayirlisi :)
Simdi yine bir begum taner klasiği olan otel degistirme rituelimizi gerceklestiricez . Sevgiler...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder