Macchu pichu harika manzarasi ve ortalikta gezinen lamalariyla ozel bir yerdi. Notrdam katedralini 19 yasimda gezmiş, cok ürkütücü ve kasvetli bulmuştum. O günden bu gune de kendini hatirlatmadi bana. Tikaldeki agackakan ve kukreyen maymunlar hala aklimda. Edirne Selimiye caminin kubbesi,donup bir daha camiye girmeme sebep olmuştu ki cami ziyaretlerim istatistiginde bu bir rekordu. Vatikandaki Sistina chapelinin duvar resimleri.. perdeleri gercek sanmistim. Michelangeloyu 19 yasimda ne kadar takdir edebildiysem o kadar ettim. Ayasofyanin renkleri ve heybeti beni etkilemisti. Bugun bende bunlarin kat be kat ustunde hayranlık yaratan bisi gördüm: Angkor Wat.
Az daha gelmeyip, bu geziyi hastalık ve kotu anilarla bitiriyorduk. Ucundan döndük.
Bi gece öncesinde resepsiyonumuzdan bizi gezdirmesi icin bi tuktuk ayarladik. 17 usd. Carsida pazarda daha ucuza fiyatlar var ama her bir ayri tapinak için ayrı para istediklerini de duyduk.
Sabah 4 te kalktik. (Ben evet) kuruhasan ve tereyagli kahvaltimizdan sonra 4.45 te yola ciktik. Zifiri karanlik. Yollarda bir suru tuktuk bisiklet ve minibus Angkor Wat a akiyordu. Giseden tek günlük pas biletimizi (kisi basi 20 usd ) aldik. 5 dakika daha gittikten sonra bizim kaptan geldik dedi.
Hic bisey gorunmuo. Zifir karanlik dedim ya. Boyle zamanlar icin aldığım minik fenerim odada arkamdan aglamakta. Herkes gibi yuruduk biz de. Uzun bi köprü. Sonra bi kapidan gectik. Sonra su gibi bişi. Arkasinda hayal meyal karanlik bi yapı.
Bi kiz geldi kahve ister misiniz? Isteriz dedik yanında sandalye de geldi oturduk basladik beklemeye. Bu arada kahve delisi biri olarak, oradaki kahveyi es gecin derim:) onun yerine minik termosunuza otelden hazirladiginiz kahvenizi alip gun dogumunda angkor watli kahve keyfi yapabilirsiniz.
Bizim gibi gun dogumunu seyretmeye gelen bi 500 kisi vardi. Patlayan flaslar arasında onumuzdeki karanlık siluet yavas yavas Angkor Wat a donusmeye basladi. Gunesi gormeyi beklemeden, kalabalik olmadan iceri daldik. Dunyanin en uzun duvar rolyefini inceleyerek koridordan geçip ana bahceye ciktik. Önümüzde, Hindu inancindaki 5 dagdan olusan cenneti temsil eden 5 kule. Ortadaki en uzunu, altında kralin mezari. Umarim ölmeden önce de buranin tadini cikarmistir.
Angkor watta misir piramidlerinden daha cok taş kullanılmış, her bir tasin agirligi yaklasik 200 kilo. Bir insanin kendine böyle bir deger bicebilmesi, imparatorlugundaki tum adamlari kendine calistiracak kadar bencil olabilmesi, egosu filan.. vay anasini diyorum. Nasil bir ozguven nasil bir narsist ruh hali.
Herneyse, bu tepeciklere cikamadik 8:30 dan sonra mumkunmus. Saat 7. Hava bunaltmadan kucuk daire icinde diger 3 tapinagi gorelim dedik. En son durak Angelina Jolie tapinagi. Herkes oyle bilio. Lara croft tomb Raider in cekildi yerlerden biri. Olmasa da farketmez yine etkileyici, yine etkileyici. Dev gibi agac köklerinin ele gecirdigi bir tapinak.
Film studosu gibiydi lafi buna tam olucak sanırım. Dogal dekor.
Gel gör ki her ne kadar etkilendiysek de bizim bu tapinaklari gezip de otele donmemiz 5 saat sürdü. Normalde 3 günde bitmez deniyor. Bana yeter. Tadindan yenmez. 3 gunu birak 1.gunun ortasında bana hepsi tas hepsi agac gelir. Hava feci sıcak. Gorduk mu gorduk. Turkiyeden ozel gönderilmis arkeolog ekip miyim? Degilim. Yani gozunuzde buyutmeyin. Sabah 4 te kalkip 10 da tekrar yatabilir ve bu zaman zarfinda Angkor Wat a baya bi zaman ayirip bir de diger iki onemli tapinagi da gorebilirsiniz.
Gun doğumunda Angkor wat görmek icin uyanmaya deger mi? Valla değer. Ciplak güneş altında hersey cok kuru cok sari. Boylesi daha iyi.
Ben Angkor Wat a tapinak gormek için gitmedim. Tapinaklara ozel bi sevdam hic yok. Orada gördüğüm, bir insanın egosunun sekil bulmuş haliydi. O insan için çalışan yuzbinlerce işçinin korkuyla sabırla ilmek ilmek işlediği taşlardi. Guc nasil ne sekilde bir insanın eline gecer ve nasil olur da yuzbinlerce insan o guce sorgusuz sualsiz itaat eder.. insanlık hic değismiyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder