15 Şubat 2009 Pazar

aylardır yazmıyorum, elim gitmiyo bi türlü şu sayfayı açmıyorum..dum..

geçen hafta bugün, gencecik bir arkadaşımızı toprağa verdik. ardindan biz tekrar nefes aldik, yemek yedik. obur hafta ayni gun, belki cenazedeki digerleriyle sohbet edip gulumsedik. giden giderken, arkasindan ne goturdu? tanrim korkumu bastirmamin yollarindan biri, ölünce cozer miyiz hayatin sirrini diyen merakim..

mezunlar dernegine yazilsam diye dusundum cenazede, amma cok insan gelmisti okul hayatindan.. bi doktor abim der ki, hayat, olmeye yattigimizda aklimizda kalan anilardir..

hayata donecek olursak, cok sey degisiyor.. hayatimda, cevremde, tum dogrular tum yanlislar degisiyor. ben sanki bunun boyle olacagini bilirmişcesine onceden, kendime uzun vadeli yollar cizmemis idim. yollar kopruler yikiliyor, yeni yollar olusuyor. bu degisimi seviyorum, icime heyecan tohumlari atan bu degisimden hem olesiye korkuyorum, hem de bu degisimlerle yasadigimi hissediyorum. gecen gun derste dinler tarihi profesoru dedi ki, insan olecegini bildigi icin asla hayattan tam anlamiyla zevk alamaz. bu nedenle de bir cok din insana dunyevi zevklerden uzaklasmasini soyler mutluluk yolu icin.

bense tam tersini dusunuyorum, sonunu gormedikce anlami da bulamiyor insan. kaybetmekten korkmadan bulamiyor aradigini. sonsuz bir hayatta gunesin her gun dogacagini bilmek ne kadar mutlu ederdi gunes dogdugunda beni?

inadina yasamaliyim, belki gorebilecegim son dolunay, belki dinledigim son sarki.. doyasiya yasamaliyim..